Ateistlerin iddiaları ve bunlara cevaplar

“Allah’ı Kim Yarattı?” Sorusuna Cevap

Allah'ı kim yarattı sorusunu nedensellik, evrenin başlangıcı ve zamanın yaratılışı üzerinden inceleyin; soruya verilen akli ve dinî cevapları keşfedin.

“Allah’ı Kim Yarattı?” Sorusuna Cevap

“Allah’ı kim yarattı?” diyorlar…

“Yaratıcı’yı kim yarattı?” İbnü’l-Arabî bu sorunun ancak bozulmuş bir akıldan çıkabileceğini söylerdi. Buna rağmen ateistler teolojik tartışmalarda bu soruyu sık sık sorar. Bazı “cüretkâr” kişiler onu “kozmolojik delilin çürütülmesi” olarak sunacak kadar ileri gider ve böylece Allah’ın varlığına karşı başlıca delil sayar. Ateist efsanenin savunucularından Paul Davies, God and the New Physics adlı kitabında şöyle der: “Kozmolojik delil her şeyin bir nedene ihtiyaç duyduğu varsayımına dayanır; ancak en az bir şeyin nedeni bulunmadığını söyleyerek sona erer. Delil kendi kendisiyle çelişiyor görünür.” God and the New Physics, 1983, s. 37. Önerilen çözüm, evrende durup nedenini başka yerde aramadan Allah’ın varlığını inkâr etmektir. Davies bu doğrultuda şunu ekler: “Allah’ın dışsal bir nedeni olmadan var olabileceğini düşünmeye hazırsak, nedensellik zincirinde neden bu kadar ileri gidelim? Evren neden dışsal bir neden olmadan var olamasın?” God and the New Physics, 1983, s. 37-38.

Anlamsız bir soru

Ateist düşünürlerin neredeyse tamamının benimsediği bu ifade, apaçık bir mantıksal çelişki taşır. “Allah’ı kim yarattı?” diye sormak, “Başlangıcı olmayanın başlangıcı nedir?” ya da “Sonu olmayanın sonu nedir?” diye sormaya benzer. Bunlar düpedüz anlamsız sorulardır! Bir arkadaşınıza birinin Çöl Maratonu’nda birinci olduğunu söyleseniz ve o da “Öyle mi? Peki, onu kim geçti?” dese, akıl sağlığı hakkında ne düşünürdünüz?
Davies’in ifadesine dönelim:
“Kozmolojik delil her şeyin bir nedene ihtiyaç duyduğu varsayımına dayanır; ancak en az bir şeyin nedeni bulunmadığını söyleyerek sona erer. Delil kendi kendisiyle çelişiyor görünür.”
Yanlış! Kozmolojik delilin her şeyin

Allah
Allah’ın zaman içinde bir başlangıcı yoktur; “Allah’ı kim yarattı?” sorusu anlamsızdır.

bir nedene ihtiyaç duyduğunu varsaydığını düşünmek saçmadır. Doğru ifade şudur: Başlangıcı olan her şeyin bir nedene ihtiyacı vardır. Bu iki önerme arasında muazzam bir fark vardır. Allah’ın zaman içinde başlangıcı bulunmadığından bir nedene de ihtiyacı yoktur. Oysa evrenimizin bir başlangıcı vardır ve dolayısıyla yaratılmıştır.
Özetle doğru kozmolojik akıl yürütme şöyledir:
Evren:
1. Başlangıcı olan her şeyin mutlaka bir nedeni vardır.
2. Evrenimizin bir başlangıcı bulunduğu yerleşik bir gerçektir.
3. Öyleyse evrenimizin bir nedeni vardır.
Allah:
1. Başlangıcı olan her şeyin mutlaka bir nedeni vardır.
2. Allah’ın zaman içinde başlangıcı yoktur; O ezelîdir.
3. Allah’ın bir nedene ihtiyacı yoktur. Dolayısıyla “Allah’ı kim yarattı?” sorusu düpedüz gülünçtür.
Zamanı ve mekânı yaratan Allah, zorunlu olarak bu iki boyutun üstündedir. Zaman ve mekânın yasalarına bağlı olamaz.
Nedensellik yasasını yaratan O’dur. Dolayısıyla ona tabi değildir ve O’nu başka türlü tasavvur etmemiz doğru değildir. Nedensellik yalnızca zamanın ve mekânın içinde yaşayan bizleri ilgilendirir.

Evrenin başlangıcı ve zamanın başlangıcı

Yukarıdaki ifadesiyle kozmolojik delil çürütülemez. Bazıları bu durumda şu soruyu sorabilir: Evrenin bir başlangıcı olduğunun delili nedir? Bu, birçok delille desteklenen, bilimsel olarak ortaya konmuş bir gerçektir. En açık delil kuşkusuz termodinamiğin birinci ve ikinci yasalarıdır. Einstein bunları “bütün bilimin birinci yasası” diye adlandırıyordu:
1. yasa: Evrendeki toplam kütle-enerji miktarı sabittir.
– 2. yasa: İş yapmaya elverişli enerji miktarı tükenir ya da entropi en yüksek düzeye çıkar. Olmayana ergi yöntemiyle düşünelim: Evren ezelden beri varsa iş yapmaya elverişli enerji bütünüyle tükenmiş, dolayısıyla radyoaktif atomlar bozunmuş ve sıcaklık bütün evrende aynı olmuş olurdu. Oysa durumun böyle olmadığını gözlemleriz. Sıcaklıklar farklıdır ve iş yapmak için hâlâ enerji vardır. Bu da evrenin ezelden beri var olmadığını, zaman içinde bir başlangıcının bulunduğunu gösterir.
İkinci soru, Allah’ın zaman içinde


Zaman ve mekân aynı anda başlamıştır.

başlangıcının bulunmadığını nasıl kanıtlayabileceğimizdir. Cevap şudur: Allah’ın zaman içinde başlangıcı yoktur; çünkü zamanı yaratan O’dur. Görelilik teorisine göre zaman ile madde bağlantılıdır; zaman, mekânla aynı anda başlamıştır. Dolayısıyla mekânı yaratan, zamanı da yaratmıştır. Allah her türlü zaman ve mekân kavramının üstündedir; çünkü onları yaratan O’dur:

O; Evvel'dir, Âhir'dir, Zahir'dir, Bâtın'dır. O, her şeyi hakkıyla bilendir.Kur'an — Sure الحديد (57:3)Kaynak : QuranEnc.com — Turkish Translation - Rowwad Translation Center — v1.0.4

Allah: Varlığı kavranabilir, zatı kavranamaz…

Bazılarımızı meşgul edebilecek bir nokta kalıyor. Evrenin Yaratıcı’sı Allah’ın zaman içinde başlangıcı olmadığı kanıtlandığından, bazıları bu ilahî varlığı zamanın öncesinde, başlangıçsız ve nedensiz olarak hayal etmeye çalışacaktır…
İlahî zat üzerine böyle düşüncelere dalarken kıyıya ulaşamadan çok uzaklara sürüklenme tehlikesiyle karşılaşırız. Çünkü yalın aklımız Allah’ın zatına erişemez. Düşüncelerimiz her defasında bizi Allah’ı yarattıklarıyla karşılaştırmaya götürür. Bu durumda tutumumuz, kendilerini yapan insanın da bir yayla hareket ettiğini düşünen kurmalı oyuncak bebeklere benzer. Onlara, “Hayır, o kendiliğinden hareket eder” desek, “İmkânsız! Bir şeyin kendiliğinden hareket etmesi mümkün değildir. Bizim dünyamızda böyledir; her şey yaylarla hareket eder” diye cevap verirler.
Akıl, duyular aracılığıyla Allah’ın varlığını kavrayabilir; fakat zatına erişemez. İlahî zat üzerine her sorgulama dönüşü olmayan bir macera olur. Bu nedenle Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bu tür düşüncelere karşı uyarmıştır:
“Allah’ın yarattıkları üzerinde düşünün; zatı üzerinde düşünmeyin. Çünkü O’nu hakkıyla takdir edemezsiniz.” Bu yasak, aklı kısır kurgu ve anlamsızlık tehlikesinden korumayı amaçlar. İlahî zat hiçbir şeye benzemez; Allah yarattıklarıyla bir tutulamaz.

Allah’ın yaratışı
Allah’ın yarattıkları üzerinde düşünün; zatı üzerinde düşünmeyin. Çünkü O’nu hakkıyla takdir edemezsiniz.

Bu hadis, düşünce özgürlüğünü kısıtlama, araştırmayı durdurma ya da zihinsel faaliyeti azaltma girişimi değildir. Amaç aklı kısır kurgu ve anlamsızlık tehlikesinden korumaktır. İlahî zat hiçbir şeye benzemez ve Allah yarattıklarıyla bir tutulamaz.
İslam akla özgürce çalışma alanı açar, ona saygı gösterir ve hakikati araştırmanın aracı sayar; ancak sınırlarını göstermeyi de ihmal etmez. Gerçekten de insanın bilemeyeceği alana, cennet, cehennem ve ahiret gibi konulara ilişkin bilginin tek kaynağı vahiydir. Mümin, başka hiçbir kaynağa başvurmadan ondan yararlanmakla yükümlüdür. İnsan aklının yetki alanında olmayan ilahî zat için de durum böyledir. Başka bir deyişle Allah hakkındaki sorulara verilecek cevaplar kendi gözlemlerimizden değil, ilahî vahiyden, yani Kur’an’dan ve Peygamber’in sözlerinden alınmalıdır.

Sonuç: Peygamber hikmeti

“Allah’ı kim yarattı?” sorusunu sonuçlandırmak için Muhammed Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) bu konudaki sözlerini inceleyelim:
– Ebû Hüreyre’nin rivayetine göre Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar birbirlerine soru sormaya devam edecek; sonunda, ‘Mahlûkatı Allah yarattı, peki Allah’ı kim yarattı?’ denilecektir. Kimin aklına bu soru gelirse, ‘Allah’a iman ettim’ desin.”
– Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Şeytan birinize gelir ve ‘Şunu kim yarattı, bunu kim yarattı?’ der. Sonunda ‘Rabbini kim yarattı?’ diye sorar. İş buraya varırsa Allah’a sığınsın ve bu düşünceyi bıraksın.” Müslim rivayet etmiştir.
Muhammed Peygamber bu soruyu kurcalamayı bırakmamızı öğütler. Çünkü gösterdiğimiz gibi bu, sorulmasını gerektirecek anlam taşımayan bir sorudur. Mümin, bu tür yanıltıcı sorular karşısında kararlı olmalı; Allah’a ve elçilerine imanını kesin biçimde dile getirip şeytandan ve aldatmalarından Allah’a sığınarak bu şeytani kurcalama ve kafa karıştırmalara teslim olmayı reddetmelidir.